20 Ağustos 2011 Cumartesi

ev..

pencereden dışarı bakınca gördüğüm karanlıktı yalnızca..yıldızlar olurdu bazen.. sonra baktım yoktular..dışarı çıktım ben de..kalabalığa karıştım..çizgileri önceden çizilmiş yollarda yürüyorum her gün.. önceden söylenmiş sözler söylüyorum.. önceden dökülmüş kalıplara sığmaya çalışıyorum..
nefes alıyorum derinden sonra gökyüzüne geri veriyorum onu.. borç öder gibi..
gökyüzü..
gökyüzünde kuşlar dans ediyor sanırdım eskiden, düğün yapıyorlarmış meğer öğrendim..düğün alayı içinmiş bütün oynaşmaları oysa bizimle alay ediyorlar diyordum.. sizinki de özgürlük mü der gibi ..
yuva..
....................................
 

ben zaten cacığım!

21 Nisan 2011 Perşembe


her şey kendi kendime" benden bir cacık olmaz" dememle başladı. "sen zaten cacıksın" diye bir cevap alacağımı hiç düşünmezdim elbette.. ve bu "senden cacık olmaz" sözünün derinliğine inmemin bir başlangıcı olacağını da bilemezdim..


düşündüm..bütün insanları hıyar olarak gören bir sözdü bu.. (salatalık yeterli etkiyi yapamıyor) herkes birer hıyardı ve onlar da ikiye ayrılıyordu.. cacık olanlar, olamayanlar..
cacık olamayanlara ise aslında şunlar denmek isteniyordu:
e zaten hıyarsın.. bir işe yaramıyorsun.. hıyar olduğun yetmiyormuş gibi sana yoğurt katıyoruz, su katıyoruz, yağ katıyoruz, efendime söyliyim yerine göre dereotu, sarımsak katıyoruz, tuz katıyoruz lezzetlen, damağımıza tat kat, bizi bizden al, kurunun, köftenin, nohutun yanında iyi git diyoruz lakin sen bir cacık bile olamıyorsun..
çok vahim değil midir ya?

sonra tekrar düşündüm bir cacık olamamayı kabul etmek çok zor geldi.. ve günlerce ben zaten cacığım diye kendimi motive ettim.. şimdi çok mutluyum..

bir diğer mutluluğum ise, tüm insanları hıyar olarak gören ve bunu nükteli nükteli, alttan alttan sadece 4 kelimeyle anlatan atalarımı anlamakla gerçekleşti..

saygılar...